L’Esprit — Le Fondateur
Görünmez Kütüphanem ve Tenin Mimarisi
Yusuf Yürek Kaleminden
Ç çocukluğumdan beri iki şeyin peşini hiç bırakmadım: Kâğıdın hafızası ve kokunun zamansızlığı. Zihnimde dünya hiçbir zaman yalnızca görünen nesnelerden ibaret olmadı; benim için her mekân bir dize, her duygu ise uçucu bir moleküldü. Sahip olduğum ilk kütüphane raflara dizili kitaplardan değil, aklıma kazıdığım o paha biçilemez anlardan oluşuyordu.
Baudelaire’in bir mısrasında aradığı o mukaddes melankoli ile formülasyon masamdaki nadide bir hammaddenin sergilediği karakter arasında hiçbir fark yok. Bir yazar kelimeleri sentaksın süzgecinden geçirerek nasıl zihinde bir imge yaratırsa, bir parfümör de molekülleri tenin mimarisine dokuyarak aynı illüzyonu inşa eder. Parfümcülük, benim için kimyadan çok daha öte bir şeydir: O, görünmez bir kütüphanenin uçucu sayfalarını teninize mühürleme sanatıdır.
"Kelimeler zihne hitap eder, imgeler göze... Fakat koku, doğrudan ruhun en korunaklı, en bakir odasına sızar. Oraya başka hiçbir sanat formu bu kadar pervasızca giremez."
Mélange Poétique’i kurarken tek bir saplantım vardı: Seri üretimin gürültüsünden, trendlerin yüzeyselliğinden ve birbirine benzeyen sentetik sentetik kalıplardan uzak durmak. Şişelerimize doldurduğumuz şey hoşa gidecek basit bir esans bileşimi değil; eski bir cilt kapağının derisindeki yaşanmışlık, kurumuş mürekkebin bıraktığı o soyut iz ve bahar rüzgârının sürüklediği bir mısranın ta kendisidir.
Masamın başında gece geç saatlerde tek başımayken, parmaklarımın arasında süzülen tüy kalemle formül defterime yeni bir nokta koyduğumda bilirim ki; o esans bir gün sizin teninizle buluşacak. Ve işte o zaman benim yarım bıraktığım şiir, sizin kişisel hikâyenizle tamamlanacak.